ADAM GİBİ ADAM, ESKİ VİRANŞEHİRLİLER
ADAM GİBİ ADAM, ESKİ VİRANŞEHİRLİLER
Lokman Şıhanlıoğlu

ADAM GİBİ ADAM, ESKİ VİRANŞEHİRLİLER

Bu içerik 443 kez okundu.

RESULULLAH sav. ŞÖYLE BUYURMUŞLARDIR...

BİR TOPLULUK KENDINİ DÜZELTMEK İSTEMEZSE ALLAH cc. O TOPLUMU DÜZELTMEZ.

 

Unutulan Viranşehir ve Viranşehirliler.

Herkesin birbirini tanıdığı, Müslüman, Gayri Müslüm, Türk, Kürt, Arap, Siyasetçi, Ağa, Reyis, Başkan, Zengin, Fakir ayırımı yapılmazdı.

Kabadayılık yaparak, ben falan Aşirettenim, falanın oğluyum diyemezdi. Kibirli, Faizci, Hain, Yalancı, Fesat insanların toplumda hiç bir değeri yoktu. İnsanların değeri parayla, makamla ölçülmezdi. Dürüst, sözünde duran, dostluğuna güvenilen, fedakar, barışçı, dava adamları, kimsesizlere, mağdurlara, ihtiyaç sahiplerine yardım eden, kollayan, koruyan, ihtiyaçlarını karşılayanlar değer görürdü.

Kirveliğe değer verilir, kardeş bağı olarak kabul edilirdi. Şehir dışından, köylerden gelen misafirler uzun zaman yatılı kalırdı, ağırlanır ikramlar yapılırdı.

Otelde misafiri yatırmak çok ayıp karşılanırdı. (oteller yabancılar içindi).. Fırınlarda pişen tırnaklı ve açık ekmeği, lahmacun sembusek, taze peynirli pide, kara tenekelerde pişen tavalar, patlıcanlar, biberler ve etrafa yayılan muhteşem kokular, çarşıdaki bir kaç tane lokantanın sabahları kahvaltı için hazırladığı kemik suyunda pişen pilav, kızartma, mercimek çorbası, öğlenleri kebap ve pirzolasının harika kokusu ile lezzeti, koyun yoğurduyla,  kaymağın üstüne dökülmüş kırmızı boyalı tatlı, yanında sıcak tırnaklı ekmeği, kahveden gelen kömürde demlenmiş sabah çayıyla, tahta kürsülerin ve üstü yırtılmış müşambanın kapattığı kırık tahta masasın üstünde kahvaltının da ayrı bir lezzeti vardı. Çocukların mahalle aralarında datli diye bağırıp, kafaların üstündeki elemyon tepsilerde sattıkları killor(halka) tatlı satılırdı.

Annelerin evlerinde yaptıkları yemekleri Sokak aralarında oynayan çocuklarına tepsilerle verilerek, komşularına, tanıdıklarına, akrabalarına ikram etmek için gönderdiği yemeklerden çiğköfteler, dolmalar, sarmalar, meyhane pilavları ıroklar, kibebetler, hur bumbarlar, sade yağlı taze peynirli un helvası gönderildi.

Viranşehirin geleneği olan rengarenK âbâlarıyla kadınların evleri gezmesi, erkeklerin de işine, yazıhanesine veya kahvelere giderdi.

Çocuklar okullara tahta çantalarla giderdi, sabah okullarda dağıtılan tırnaklı çeyrek ekmeğin muhteşem kokusu yanında üstü kaymak tutmuş bir bardak sıcak süt, okul sonrası küçelerde(Sokaklarda) çelik çubuk, deleme, gülle korte, yakan top oyunları telden tahtadan yapılan oyuncak arabalar, kiralık, koltuğu yırtılmış, fireni tutmayan, paslanmış az sayıda bisikletler, sayısı belli jipler ve yanında tek kişinin oturabileceği motorsikletler vardı.

Çocukların akşam olmadan evlerine koşturması, büyüklerim beni sokakta görmesin korkusu, çarşıya gitmenin heyecan verdiği , yazın tahtlarda oturmalar sonra üstü açık cibinniklerin bağlanması uyumadan önce sessiz esen rüzgarın altında yıldızları seyrederek sayıp uyumak vardı.

Sabah kahvaltısında tırnaklı sıcak ekmek evde yapılmış peynir köy yumurtası ve paşa çayı, Kışın evlerin toprak damlarının loğlanması evlerin önüne yığılmış odunların baltalarla kırılırken etrafa yayılan ağaç kokusu ve tozlu parçaları, kızarmış sıcak sobaların etrafında oturup ders çalışmak, yemeği yemek, sohbet etmek, eski hikayeleri dinlerken yerlere serilen yataklarda uyuya kalmak, çamurlu ve tozlu topraklı yollar, belediyenin mazotlu jeneretörle bazı akşamlar elektiriğin bir kaç saat verilebildiği, evlerde gömlekli pompalı löküsler ve duvardaki çivilere asılı camları fitilleri kararmış, gazlı lambaların isleri, duvarlarda, takalarda, tavanlardaki direk ve tahtalarda yansırdı. Geceleri sokağa çıkarken misafirliğe veya çarşıya giderken tahta kapı arkasında asılı iri pilli el fenerleri vardı.

Sıcak havalarda Tulumbalardan sıtıllara çekilen suyla avlular serinlemesi için yıkanırdı. Toprak zeminden sıçrayan çamurlu sularla çocukların çıplak ayaklarıyla oynaması bir başkaydı. Yazın hafta sonları heyecanla beklenirdi. Eğlencesi ise bahçelerde ağaçların altında otlara serilen çulların üstünde oturulur, yemekler pişirilir, yumurtalı köfte, sulu kıyma yapılırdı. Cırcıpta kayaların arasında ailece yapılan piknikler, sinemalara nadiren gelen yeni filmleri akşamları, kadınlar damdaki localardan erkekler alttaki loca ve açık alandaki kırık sandalyelerde oturan çocuklar, evlerde kavrulan karpuz ve kavun çekirdeği yemek, kazanların içindeki buzlu suya konmuş Viranşehir ğazozu içmek en büyük eğlencelerden di. Eski Viranşehir’de çok para, lüks arabalar, Elektrik, su, marketler, mağazalar, apartmanlar, oteller, restaurantlar, cafeler, düğün salonları yoktu. Az sayıda hastane, doktor, eczane, lokanta, bakkal, berber, kahve, sünnetçi ve iğneci vardı.   

Eski Viranşehir’lilerin çok şeyi yoktu ama mutluydular. Bazı yeni Viranşehir’lilerin görüntüde her şeyi var ama maalesef onlarda da hiç umut yok. Böyle giderse, yeni gelecek olan nesiller geçmişteki değerleri taşımayacakları ve unutturacakları bir gerçektir.

 

ESKİ VİRANŞEHİRLİLER ADAM GİBİ ADAMDI,

BEYAZ ATLARINA BİNDİLER VE BİR DAHA GERİ DÖNMEMEK ÜZERE GİTTİLER.

HERKESİN BİLMESİ GEREKİR Kİ; ONLARIN YERLERİNİ  HİÇ KİMSE DOLDURAMAYACAK VE UNUTTURAMAYACAKTIR.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
ANTALYA'DA DEPREM
ANTALYA'DA DEPREM
BAŞKAN BEYAZGÜL, CAN DAMARI YENİ YOLLAR İNŞA EDİYOR (VİDEOLU)
BAŞKAN BEYAZGÜL, CAN DAMARI YENİ YOLLAR İNŞA EDİYOR (VİDEOLU)